www.gundem-online.net, web sitemize hoşgeldiniz... English | Üye Girişi | Üye Olun! | Sitemizi Tavsiye Edin | Sık Kullanılanlara Ekleyin! | Açılış Sayfası Yapın! | İletişim
Gündem Online
Gündem
  Kategoriler
Manşet
Haber
Politika
Dünya
Ortadoğu
Ekonomi
Yaşam
Emek
Kültür
Kadın
Dosya
Forum
Spor
Son Dakika
Tüm Haberler
Fotoğraf Galerisi
ARŞİV
 
 
  Sezai Sarioglu
Güncellenme zamanı: 25 Ekim 2009 11:27

Karpuza bak anlarsın

'...telleri kopmuş gitarlar gibi durur ırmaklar yakışmaz coğrafyaya upuzun bir mezardır bütün ırmaklar ya/ kedilerin bıyıkları dökülebilir kurur ve düşer çükleri karpuzların ki bir karpuz sımsıkı sarılmış bir kadın ve bir erkekten ibarettir bilinmez çocuklar çıkar karpuzların içinden böyle kartpostallar gelir diyarbakır'dan kutlar bayramınızı vedat aydın'dır gelen öper gözlerinizden kayıpların gözbebekleri karpuz çekirdekleri açın zarflarınızı karpuz çekirdekleri göreceksiniz karpuzlar kırmızıdır diyarbakır kesinlikle kırmızı kan sızmıştır toprağa karpuzlar çok kırmızı ve bu yüzden kesmece kan çıkmazsa para yok karpuzlar çok kırmızı' (Önder Kızılkaya)

Bir şiir bu kadar mı güzel anlatabilir bir derdi? Tarih, siyaset bilen ama bilmezlikten gelen karpuzu, şiirin içine sokan (ya da şiiri karpuzun içine sokan) şairin kurduğu anlam dünyası günümüzün delillerini okumak için elimizden tutuyor... Elde var karpuz... Tarih de, şiir de var karpuz deyip geçelim... Şimdilik..

İsveç Başkanı Olaf Palme'nin öldürülmesinden hemen sonra, bilim insanları, tarihçiler, politikacılar şaşırır. Dünyalılar, 'Neden?' diye sorarlar birbirlerine. Olaydan hemen sonra, tarih sesli bir adam, Londra'da ünlü bir haber ajansına telefon ederek bu cinayetle ilgili ihbarda bulunacağını söyler. Ajanstakiler bilgiyi ele geçirme ihtimaliyle kaleme k‰ğıda sarılırlar. Tarih sesli adam, gayet sakin bir cümle kurar: 'Tarihe bakarsanız anlarsınız!' Şiirlerini eski ama eskimemiş bilgiler üzerine kuran Ece Ayhan, bu bilgiden yola çıkarak 'Tarihe bak anlarsın!' cümlesini neredeyse tarih teorisi haline getirir. İnsanları geçmişleriyle hesaplaşmaya çağıran Ece, kendi cümlesine bir cümleyle şerh düşer: 'Tarih öyle ayağa kalkınca görülebilecek bir şey de değildir...' Gerçekten de, tarihe bakarak ders çıkarmak için, göz değil göz biliminin yanı sıra, tarih bilgisi, bilinci ve üzerine inşa edilmiş bilgelik gerekir...

Belinde kırmızı kuşakla uzaklardan yakına dönen kadınlar, kuşbakışlı gençler, tarihten ters alan resmi tarihçilerin, milliyetçi-ırkçı medya medyumlarının, delilleri anlamamaktaki hezeyanlarını, klişe hamasetlerini bir kez daha açığa çıkardı. Karpuz, kırmızı kuşaklı kadınlar şimdilik bir kenarda dursun... Biz, tarihten el alarak sürdürelim muhabbeti... Rivayet... Osmanlı'nın savaşlarla geçen yıllarında üç oğlu savaşta ölmüş geriye bir oğlu kalmış Erzurumlu bir baba padişaha şöyle haber salar; 'Söyleyin padişaha bizim malafatımıza güvenip bir daha savaş açmasın!' Padişahın nasıl yanıt verdiğini bilmiyoruz. Muhtemelen bıçaklarını dilde sınayan, iplerini şehzadelerde talim yapan cellatlara, 'Vurun kellesini... Ve dahi her bir yerini!' demiştir. Tarihe bak anlarsın... Karpuza ve şiire bak anlarsın...

Tarih deyince, şairin karpuzun içine gizlediği sırlara heves edince 'Sır deyip geçmeyin!' diye bir cümle kurmak geliyor içimden... Tarihten devam edelim... Eskiden ustalar, marifetlerinin tümünü öğrenmesinler diye bazı özel marifetlerini sergilerken çıraklarla aralarına 'sır perdesi' koyarlarmış... Böylece bazı sırlar mezara gidermiş. Her zaman 'ordu gibi kalabalıklara gezen' ve tenhaların elinden tutmayı bilen Abidin Dino'nun Cihat Burak'a anlattığına göre, belli bir kuşun, belli bir mevsimde çıkardığı özel tüye 'sır' denirmiş ve sadece minyatür çizen hattatlar kullanırmış... Ben eski ama eskimemiş, kitapların yalancısıyım, hattatların 'sır' ile çizdikleri minyatürlere de 'meclislik' de denirmiş... Evliya Çelebi'nin, taşradaki bir valiye, 'kırk meclislik bir albüm gönderildiğini' tarihi bilgi notu düşer Cihat Burak... Kuş sır verir, hattat sırrı minyatüre gizler, figürlerin istifinden meclis oluşur... Karpuz sergileri, anlayana barış meclisidir... Sır veren kuşlara bak anlarsın!

Minyatür kalabalıktır, tarih kalabalıktır çünkü karpuz kalabalıktır, çekirdekleri daha da kalabalıktır... Barış, karpuz çekirdeğinde gizlidir. Çekirdek kalabalıktır... Karpuz Diyarbakır'ın sır k‰tibidir. Şehir ne biliyorsa karpuz da biliyordur... Çekirdek ne biliyorsa karpuz da onu biliyordur. Kalabalık/çok ne biliyorsa az/tenha da onu biliyordur...

Şimdilik karpuz gerçeğini ve imgesini bile-isteye unutalım. Tarihten devam edelim... Köprülü Mehmet Paşa Anadolulu vali Köse Ahmet Paşa'ya genç bir 'serdar'ın öldürülmesi için fermanı gönderir. Köse de 'serdar'a, 'Bana gelirken hep kalabalık gel' der. Amacı, iktidarın ve emrin merkezi olan İstanbul'a gerekçe göstererek idamı engellemektir. Ne var ki 'serdar,' zamanla durumu kanıksar, kalabalığı terk ederek huzura tek başına çıkar. Vali de suçsuz ama tedbirsiz genci, kalabalık gelmediği için boğdurmak zorunda kalır. (Dilnot: Bu hik‰yenin kıssadan hisseleri kadar, Evliya Çelebi Seyahatnamesi başucu kitabı olan Cihat Burak'ın hik‰yenin resmini yapması ilgimi çekmiştir...) Karpuz kırmızıdır ve hep kalabalık gelir... Karpuz kalabalık elçidir, zeval olmaz... Şair dedi, biz yineleyelim; 'karpuzlar kırmızıdır diyarbakır kesinlikle kırmızı...' Mana karpuzun içindedir... Kalabalık ve manalı çocuklar çıkar karpuzların içinden...

Tarih deyince... Dahi derecesinde marangoz olduğu tevatür edilen Saltan Abdülhamit, tek tek fotoğraflarına bakarak affedermiş suçluları... Tarihte ve coğrafyada kimin suçlu kimin suçsuz oldukları bir yana, bu çarpıcı bilgi, fotoğraflarına bakmadan, tanımadan boğdurulanları, ibret için asılanları da getiriyor akla... Denize düşen karpuz kabuklarına bakıp, annesine 'Karpuz yüzmeyi kimden öğrenmiş!' diyen çocuğu tarih bahçesinde bırakıp gayet yakınımız olan karpuza dönelim... Karpuz denize düştüyse, tarihte ve coğrafya barış ve iyilik ihtimali var demektir. Dili devlet ve resmi tarih sürçen birilerinin, 'Diyarbakır'da deniz yok ki!', dediklerini duyar gibiyim... Yanlış soru/cümle her zaman karpuzdan döner. Karpuza bak anlarsın... Karpuz tarihe düşmüş ise, karpuzun içinden saklı çocuklar kalabalık çıkmışsa, madde manaya, kavram mesele, barış coğrafyaya, dil dile daha yakın demektir...

Tarihe bak anlarsın... Karpuza bak anlarsın... Karpuzu ve tarihi aç anlarsın...


 

 Yorum yaz | Tavsiye et | Yazdır
YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmadı!

In English | Arkadaşına Gönder | Yazdır
  Başlıca Haberler
'AKP 12 Eylül'de 'vay limin' diyecektir'
'Demokratik Özerklik, milli beraberlik projesidir'
İstanbul'da 'boykot' mitingi yarın
BU KOKUYU TANIYORUM
'Demokratik Özerklik' Hakkâri'de yaşam buluyor'
   Yazarın Son Yazıları
Soğulamaya da bekleriz'
Kürt bir kere maşallah
Aynadil
Devlete yakından bakıp uzak durmak
Memleketin 'şairleri' bir alemdir 'abiler!'
  Bugün En Çok Okunan Haberler
Öcalan: Müzakere olmadan çözüm olmaz
Suruç'ta Bilge Köyü Katliamı provası
AP milletvekillerinden Erdoğan'a açık mektup
HPG: Dörtyol olayları devlet provokasyonu
3Y bir devlet, 'bölünürsünüz elbet!'
HPG: Türk askerleri birbirlerini vuruyor
Yüzlerce gerilla Kanada'ya iltica ediyor
  Son Yorumlanan Haberler
'Demokratik Özerklik' Hakkâri'de yaşam buluyor' / herekol_gewer
'Bulanık katliamı' sanıkları tahliye edildi / zozan2147
HPG: Dörtyol olayları devlet provokasyonu / arass
Öcalan: Müzakere olmadan çözüm olmaz / hakanessen
Erdoğan İnegöl ve Dörtyol'daki tehlikeyi yeni anladı / pirsus

© 2005-2009 Gündem Bilgi İslem Servisi