www.gundem-online.net, web sitemize hoşgeldiniz... English | Üye Girişi | Üye Olun! | Sitemizi Tavsiye Edin | Sık Kullanılanlara Ekleyin! | Açılış Sayfası Yapın! | İletişim
Gündem Online
Gündem
  Kategoriler
Manşet
Haber
Politika
Dünya
Ortadoğu
Ekonomi
Yaşam
Emek
Kültür
Kadın
Dosya
Forum
Spor
Son Dakika
Tüm Haberler
Fotoğraf Galerisi
ARŞİV
 
 
  Sezai Sarioglu
Güncellenme zamanı: 22 Kasım 2009 11:09

'Anne, bana bir Rum kardeş doğurabilir misin?'

'Sordular. Sorular benim insanlarımdır'
(Edip Cansever)

'Sabah, her zaman çocuktur.'

Sabah, bölünmüş bir adada daha fazla çocuktu. Barış heveskarlarının her sabah çözüm için düşbaşı yaptıkları bir ada ülkede, hikmetli sorular ve cevaplar arıyordum. Sorusu ve cevabı çok bir adadır, diye tembihlemişti bir bilge. Devletler ortasından sınır geçen bir mührü kazırlardı, ben görürdüm. Küçük ama çok küçük bir ada ülkeydi, öğrenirdim. Yaşlı bir tarihi vardı ama çocuk ülkeydi. Ortadan bölünerek daha da küçülmüştü, üzülürdüm. Her ev sınıra yakındı. Her ev, sınırdı. Sınır yanlış adalıların zihninden geçerdi, şaşırırdım. Sanki Kuzeyden ve Güneyden oluşan, Doğusu-Batısı olmayan bir ülkeydi. Sanki sözcüklerin de Doğusu-Batısı yoktu. Tüm anlam dünyası Kuzey-Güney söylemi üzerine kurulmuştu. Bu ada ülkeye 'Anadan doğma sömürge' derdi bir adalı. Sanki Rumlardan ve Türklerden başka bir kavim yaşamazdı. Maronitler, Ermeniler unutulurdu. Gerçekliği de imgeyi de böyle oluşturmuştu resmi tarihler, çatışmalar. Adalılar, hep kaldıramayacaklarını kucaklamışlardı, kucakları ağırlıklarla doluydu.

Yağmur sonrasında yaseminlerin tüttüğü bir gündü. Burada yaseminler kokmaz, tüterdi. Çatışmadan söz ediyordu radyolar. Başkasının acısına bakmamayı huy edinmiş yanlış büyükler televizyonlarda yanlış cümleler kuruyorlardı. Sınır olay demekti! Sınırda olay olmuştu yine. Cümlelerden belliydi... Sınırda 'ara bölgede', 'Hiç kimsenin toprağında!' yaşayan ve yaşlanan kuşlar, milliyetçi gürültülerden rahatsız olup göğün en yukarısına uçmuşlar aşağıda olup bitenleri seyrediyordu. Yerde okunan kuşlar gökte okunaksız olmuşlardı. 'Ödleriyle öten kuşlar' bunlar olmalıydı. Yerdeki insanlar da ödleriyle ötüyorlardı. Aşkdeniz'in ortasındaki bu adayı tarihin emri siyasetin kavliyle korkudan yeniden kurmuştu yanlış büyükler. İyilik de kötülük de denizden gelirdi bu adaya. Adaydı, sınırlarının da sınırsızlıklarının da neler olduğunu bilirdi. Küçüktü ama git, git bitmezdi. Sorular git git bitmezdi.

O bir çocuktu. Adı Türkçeydi. Barışsever bir ailenin çocuğuydu. Adalıydı. Her adalı gibi git, git bitmezdi. Masal gibiydi çocuk, git git bitmezdi. O gün, evlerinin balkonunda sesli harflerle sessiz harfleri çatmayı öğreniyordu. Dışarıda çatık kaşlı, çatık sözlü, devlet yüzlüler çoğalmaya başlamıştı. Harfler hemhal olup heceye, heceler cümleye dönüştükçe yeni bir anlam dünyası açılıyordu önünde. Şair halası ilk olarak Kıb-rıs, A-da ve Ba-rış sözcüklerini öğretmişti ona. Kuzey'de sınıra yakın bir köyde, Rumlardan kalan bir evde yaşıyorlardı. Köyün Rumca adı Türkçe bir adla değiştirilmişti. Babasının doğduğu, şimdi bir Rum ailenin yaşadığı ev güneydeydi. Peristerona'ydı babasının köyü, 'Güvercinlik' demekti. Yanlış yaşayan ve yanlış yaşlanan büyüklerin söylediklerine göre Güney'de yanlış adalılar yaşarlardı. Kötüler, kötülükler orada kalmış, iyiler, iyilikler Kuzey'e yerleşmişti.

Hareketli bir gündü... Adanın kuşlarının göğün en uzağına uçmalarından belliydi bu. Kuşlar delildi. Kuşlara bak anlarsın, derdi bir bilge. Cümle kuşlara selam ederim, diye de eklerdi. Ama duyan olmazdı. Adı çocuktu, Kıbrıslı Türk bir ailenin çocuğuydu. Türkçe çağrılırdı. Balkonda harf çatan çocuk, elden düşme tankların, tarih dışı çığlıklar atan büyüklerle sınıra geçtiğini görünce korktu. Kuşları kaçıran cümleleri aklında tutmaya çalıştı. Rum 'düşmanlar' sınırın ötesinden gelip, harflerini, defterini kalemini çalabilirlerdi. Hatta evlerini alıp Güney'e bile götürebilirlerdi. Araçlar geçerken korkudan elini salladı. Elini seyretti havada bir süre. Önce elinden korktu. Elini uzattığı istikamette bir kuş gördü; sanki kuşu işaret ediyordu parmakları. Kuş, parmağının ucuna konmuş gibi görünüyordu. Hemen bir k‰ğıda 'kuş' yazıp parmağına bağladı.

Sınır her zaman korkudur... Korku her zaman sınırdır.

Çocuk aklı bu; parmağını ve parmağına bağladığı 'kuşu' unutmuştu bile. O gün duyduğu cümleleri de... Derin adada 'Derinya Olayları'nın üzerinden iki ay geçmişti. 'Hiç kimsenin toprağı' ara bölgede adalı çocukların barış buluşması vardı. Şair halası küçük yeğeninin Rum imajının değişmesi için 'ara bölge'deki muhabbete götürüyordu. Sınır her zaman korkuydu. Çocuk aklında bin bir soru, merak ve endişe içindeydi. Bir elini annesi diğer elini halası tutmuştu. Üç başlarına dikenli teller arasında yürüyorlardı. Sınır kuşları göklerin uzağından yerdeki mek‰nlarına dönmüştü. Adalılar kuşlardan alırlardı haberi, belli ki korkacak bir şey yoktu. Buluşma yerine birkaç yüz metre kalmıştı. Halası, küçük yeğeninin ilk kez Rum göreceğini düşünerek, Rumları nasıl hayal ettiğini sordu. Daha önce, çizgi filmlerden etkilenerek şoven Rum motosikletlileri üstü-başı metal uzaylı bir yaratık gibi çizen çocuk sustu. Sınır, büyüklerdi ve çocuk ise kuştu.

Çocuk, gün boyu hiçbir çocuğun toprağında 'düşman!' çocuklarla oynadı. Dil aldı ve dil verdi. Elim sende, dilim sende oynadılar. Adanın her tarafından getirilmiş meyveler, yiyecekler paylaşıldı. Adalı kavimlerin dillerinde şarkılar, şiirler söylendi. Yanlış büyüklerin çocuklarıyla oynadıkça ezberi bozuldu çocuğun. İyilik ile kötülük, barış ile savaş, düşman ile dost. Kuzey ile Güney, Rumca ile Türkçe sözcükleri zihninde uçuşup durdu. Ezeli ve ebedi 'Düşmanların!' çocuklarından arkadaşları oldu. Adı Rumca söylenen özel bir çocukla daha iyi arkadaş oldu. Büyüyünce ada dışında bir ülkede buluşmayı bile kararlaştırdılar işaret diliyle. Giderken şaşıran, sonra kuşlara bakıp sevinen Kuzeyli adı Türkçe olan çocuk halinden çok memnundu.

Gün bölünerek biterdi bu ada ülkede. Sınır ikiye bölerdi günü. Evler, ikiye kapardı kapılarını. Kuzey'de yağan yağmur Güney'de yağmaz, kendini iki böler, başka zamana saklardı...

'Herkes evine!', 'Herkes kendi yönüne!' vakti gelip çattı. Vedalaşmak üzerine kurulu bir tarihi vardı adanın. Eski zamanlarda, evleriyle, komşularıyla kerelerce vedalaşmıştı büyükler. Su uyur devlet uyumazdı; şüpheli devletler için kavimler her zaman şüpheliydi. Devletlerin gözleri şüphesiz çocukların, şüphesiz kuşların üzerlerindeydi. Şüphesiz çocuklar kendi dillerince vedalaştılar. Çocuk, geldikleri yoldan, 'ara bölge'den Kuzey'e yürüdü. Diğer çocuklar da geldikleri yoldan 'ara bölgeden' Güney'e yürüdü. Sınır bitmek üzereydi. Bir soru tarihin içinden uçtu, uçtu, gelip Kuzey'den gelen çocuğun dilinin ucuna kondu. Çocuk, günün özeti olan 'soru cümleyi' dilinden kovdu. Cümle bu kez aklına kondu ve orada kuşlardan ses alıp ötmeye başladı. Çocuğun aklına konan cümle, oradan yeniden dilinin ucuna kondu. Artık sınırın sonuna, sınırına gelmişlerdi. Bir adım sonrası ülkeleri, evleri idi. Çocuk Kuzey'i Güney'den ayıran uzayıp giden mavi sınır çizgisini gördü. Çocuk annesinin ve halasının elini bıraktı. Bir ayağını Kuzey'e, diğer ayağını Güney'e basıp sınırı bacaklarının arasına alarak dillendi: 'Anne bana bir Rum kardeş doğurabilir misin?'


 

 Yorum yaz | Tavsiye et | Yazdır
YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmadı!

In English | Arkadaşına Gönder | Yazdır
  Başlıca Haberler
'AKP 12 Eylül'de 'vay limin' diyecektir'
'Demokratik Özerklik, milli beraberlik projesidir'
İstanbul'da 'boykot' mitingi yarın
BU KOKUYU TANIYORUM
'Demokratik Özerklik' Hakkâri'de yaşam buluyor'
   Yazarın Son Yazıları
Soğulamaya da bekleriz'
Kürt bir kere maşallah
Aynadil
Devlete yakından bakıp uzak durmak
Memleketin 'şairleri' bir alemdir 'abiler!'
  Bugün En Çok Okunan Haberler
Öcalan: Müzakere olmadan çözüm olmaz
Suruç'ta Bilge Köyü Katliamı provası
AP milletvekillerinden Erdoğan'a açık mektup
HPG: Dörtyol olayları devlet provokasyonu
3Y bir devlet, 'bölünürsünüz elbet!'
HPG: Türk askerleri birbirlerini vuruyor
Yüzlerce gerilla Kanada'ya iltica ediyor
  Son Yorumlanan Haberler
'Demokratik Özerklik' Hakkâri'de yaşam buluyor' / herekol_gewer
'Bulanık katliamı' sanıkları tahliye edildi / zozan2147
HPG: Dörtyol olayları devlet provokasyonu / arass
Öcalan: Müzakere olmadan çözüm olmaz / hakanessen
Erdoğan İnegöl ve Dörtyol'daki tehlikeyi yeni anladı / pirsus

© 2005-2009 Gündem Bilgi İslem Servisi